“Antibiyotik Direnci”ne karşı sürdürülebilir strateji geliştiren proje

QBZMYhT1
QBZMYhT1

Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi Dekanı ve   Biyoloji Bölümü Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İhsan Yaşa’nın yürütücülüğünü yaptığı, “Photobacterium Damselae Subsp. Piscicida Virulans Faktörü Sideroforunun (Piscibactin) İzolasyonu, Yapı Tayini ve Siderofor Molekülüne Yönelik Aptamer Bazlı Antimikrobiyal (Aptabiyotik) Geliştirilmesi” başlıklı projesi, TÜBİTAK “1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı” kapsamında desteklenmeye hak kazandı.

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Prof. Dr. İhsan Yaşa’yı ve proje araştırmacıları Fen Fakültesi Biyokimya Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Serap Evran, Fen Fakültesi Kimya Bölümü Organik Kimya Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Nazlı Sarıkahya ve Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı araştırma görevlisi Asiye Esra Eren’i tebrik ederek, başarılar diledi. Rektör Budak, “Üniversitemiz, TÜBİTAK 2021 yılı 1. döneminde ‘Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı’ kapsamında, sonraki dönemi beklemeden tekrar başvurulabilen projelerin değerlendirmesinde en çok kabul alan yükseköğretim kurumu oldu. Program kapsamında Ege Üniversitesi öğretim elemanları tarafından yürütülen 25 proje destek almaya hak kazandı. Değerli akademisyenlerimizin yürüttükleri bu proje, antibiyotik direncine karşı sürdürülebilir stratejilerin geliştirilmesine yönelik yürütülen çalışmalara katkı sunmayı hedefliyor.  TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazanan bu proje ve daha nice başarılı proje, bilime ve insanlık yararına katkı sunmaya devam edecek. Akademisyenlerimizi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılarının devamını diliyorum” dedi.

Projenin konusu, Dünya Sağlık Örgütü’nün acil eylem planları arasında

Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yaşa, “Ülkemizde su ürünleri yetiştiriciliği hızla gelişen bir endüstridir ve ticari açıdan önemli bir gelir kaynağı olmakla birlikte hayvansal protein kaynağı olarak da gelecekte olası açığın kapatılmasında stratejik öneme sahiptir. Diğer bir taraftan, su ürünleri yetiştiriciliğinin hızlı bir şekilde büyümesi, balık kalitesi ve güvenliği ile ilgili çeşitli endişelere neden oluyor. Bakteriyal enfeksiyon hastalıkları kültür balıkçılığının en büyük tehlikelerinden biri ve salgınlar başladığında önemli ölçüde ürün kayıpları yaşanıyor. Dirençli bakterilerin antibiyotik direnç genlerinin su ortamındaki diğer bakterilere ve insan patojenlerine transferi, insan sağlığı için de ciddi bir risk oluşturuyor. Global halk sağlığı açısından bakıldığında antimikrobiyal dirence bağlı olarak her yıl yaklaşık 700 bin kişinin hayatını kaybettiği bilinmekte ve önlem alınamaz ise 2050 yılına kadar bu sayının 10 milyon kişiye ulaşacağı öngörülüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün de acil eylem planları arasında yer alan antibiyotik direncine karşı sürdürülebilir stratejilerin geliştirilmesine yönelik faj terapi çalışmalarımıza ilave yeni bir yaklaşımı da bu proje ile uygulamaya geçiriyoruz” diye konuştu.

“Doğayı koruyan döngüsel bir model hedefleniyor”

Projenin antimikrobiyal dirençle mücadelede yeni sürdürülebilir bir strateji hedeflediğini belirten Prof. Dr. Yaşa, “Projemiz antimikrobiyal dirençle mücadeleye yönelik yeni ve sürdürülebilir bir yaklaşım niteliğinde. Proje sonucunda bakteriye özgü bir virulans faktörü olan siderofor molekülü ile spesifik etkileşime girecek ve yapısal veya fonksiyonel hasara yol açacak oligonükleotid molekülleri  sadece su ürünleri yetiştiriciliği alanında değil, patojen mikroorganizmalarla mücadele edilen her alana uyarlanabilecektir. Aptamer bazlı tasarladığımız bu yeni yaklaşım sayesinde yalnızca salgın kaynağı patojen bakteriler hedeflenebilecek, dolayısıyla Yeşil Mutabakat kapsamında biyoçeşitliliği, doğayı koruyan döngüsel bir model oluşturacaktır” diye konuştu.

İlk yorum yapan olun

Bir Yorum Yazın