İnsan davranışlarının salgının yayılmasındaki rolünü araştırdılar

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Sosyal Psikoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Mert Teközel’in yürütücülüğünü yaptığı “Davranışsal Bağışıklık Sisteminin Sosyal Doğurguları ve Genetik Moderatörleri” başlıklı proje, TÜBİTAK “1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı” kapsamında desteklenmeye layık görüldü. Çok disiplinli bir çerçevede tasarlanan projede araştırmacı olarak Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Cemal Ün ve Doç. Dr. Hüseyin Can yer aldı.

Proje ekibini tebrik eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Mert hocamız ve ekibi, davranışsal bağışıklığın da en az biyolojik bağışıklık kadar önemli olduğunu destekleyen önemli bir projeye imza attılar. Bu projeleri, TÜBİTAK 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye uygun görüldü. Hocamızı ve ekibini kutluyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.

Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Mert Teközel, “COVID-19 pandemisi, toplumların salgın gerçeği ile yaşamak zorunda olduğunu açıkça göstermiştir. Salgın ve enfeksiyon riski karşısında insan tutum ve davranışlarının, olası salgınların yayılmasındaki önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede, halihazırdaki proje, enfeksiyon hastalıklarının yayılmasında, insan zihin ve davranışının rolünün olası genetik faktörlerle etkileşimi dâhilinde kapsamlı bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlayacaktır. Enfeksiyon riskinin bireyler tarafından tespit edilmesinde ve koruyucu davranışlara dönüştürülmesinde bilişsel sistemin nasıl çalıştığının, bu konudaki bireysel farklılıkların hangi genetik faktörlerle ilişkili olduğunun anlaşılması, projenin sağlayacağı en önemli toplumsal çıktı olacaktır” dedi.

“Davranışsal bağışıklık sistemi koruyucudur”

Doç. Dr. Teközel, “Evrimsel psikologlar, tıpkı diğer pek çok hayvan türü gibi insanların da bulaşıcı patojenlere karşı davranışsal savunmalar yapmaktan, özellikle sağkalım bağlamında, büyük avantajlar elde ettiğini ortaya koymuş ve bu savunmalar bütününü davranışsal bağışıklık sistemi olarak kavramsallaştırmıştır. Davranışsal bağışıklık sistemi, biyolojik bağışıklık sisteminin yanı sıra ve ona ek olarak çalışan, bireyleri olası enfeksiyonlardan koruyan bilişsel-duygusal-davranışsal bir mekanizma olarak düşünülebilir ve temel çalışma prensibi, patojen temasına henüz maruz kalmadan kaçınmayı sağlamak olarak tarif edilebilir. Organizma, patojen mikroplarla henüz temas etmeden bunlardan kaçınabilirse büyük bir adaptif avantaj sağlayabilir. Bunu yapmak ise ancak çevredeki enfeksiyon işaretlerini monitör etmek, daha duyarlı ve tetikte davranmak ile mümkündür. Buna göre doğal seçilim, özellikle sosyal yaşayan türleri, bu türden davranışsal mekanizmalarla donatmıştır” diye konuştu.

Teközel, projenin amacını; “İlgili literatürde, enfeksiyon sinyalleyen uyaranlara karşı verilen davranışsal tepkiler yoğun olarak çalışılmıştır. Ancak bu sistemin birlikte çalıştığı önerilen genetik bileşenler üzerinde oldukça az sayıda araştırma bulunmaktadır. Mevcut proje bu eksikliği gidermek amacının yanı sıra, doğa bilimleri ve davranış bilimleri arasında nitelikli bir akademik iş birliği geliştirmenin mümkün olduğunu gösteren bir örnek de olacaktır” şeklinde açıkladı.

İlk yorum yapan olun

Bir Yorum Yazın