MS tedavisi olan bir hastalıktır

Dünya MS Günü dolayısıyla Multipl Skleroz hastalığı ile ilgili açıklama yapan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Nur Yüceyar, “Dünya’da ve ülkemizde MS’in erken tanısı ve etkin tedavisine yönelik bilimsel gelişmeler büyük bir hızla devam ediyor. MS hastası, yaşamın içinde yer almalı, iş hayatına devam etmeli, hobilerini geliştirmeli, sosyal yaşamdan geri çekilmemelidir” dedi.

Uluslararası Multipl Skleroz(MS) Federasyonu ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından her yıl Mayıs ayının son Çarşamba günü “Dünya MS Günü” olarak kutlanıyor. Dünyada ve Türkiye’de pek çok kuruluş, MS hastalığını kitlelere duyurmak ve farkındalık yaratmak için hafta boyunca çeşitli etkinlikler düzenliyor.  Prof. Dr. Ayşe Nur Yüceyar, “MS, 20-40 yaş arasında başlayan ve kadınlarda 2-3 kat daha sık görülen,  genellikle alevlenme ve düzelmelerle seyreden, santral sinir sistemini (beyin ve omurilik) etkileyen bir hastalıktır. Genel kabule göre bağışıklık sisteminin yanlış çalışması sonucu myelin adlı sinir hücresi kılıflarında, sinir lifi ve sinir hücrelerinde hasar oluşturan bir mekanizmaya sahiptir” diye konuştu.

“MS, beyin ve omuriliği etkiliyor”

MS’in beyin ve omuriliği etkilediği için çok çeşitli nörolojik belirtilere yol açabildiğini ifade eden Prof. Dr. Yüceyar, “Bir gözde görme bulanıklığı, puslu görme, çift görme, bir kolda bacakta ya da her iki bacakta güçsüzlük, yürümede dengesizlik, bir veya iki elde titreme, yüzde kol ve bacaklarda uyuşma, idrar kaçırma ya da yapamama gibi belirtilerle en çok kendini göstermektedir. MS; hastaların çoğunda ataklar ve düzelmelerle, çok daha az bir kısmında ise sürekli olarak ilerleyici belirtilerle seyretmektedir. Atak olarak kabul edilen belirtiler genellikle saatler içinde ortaya çıkan, 24 saatten uzun süren, ateşin ve enfeksiyonun eşlik etmediği yeni nörolojik belirtilerdir. Ataklar özellikle hastalığın başlangıç döneminde tamamen düzelme gösterse de ilerleyen yıllarda bazı belirtilerin kalıcı hale gelebileceği bilinmektedir. Yeni MS tanısı almış bir hastanın geçmişinde kendiliğinden geçen, bir kol ve bacağında uyuşma, güç kaybı, beceriksizlik veya bir gözünde bulanıklık gibi başka nedenlere bağlanmış yakınması olabilir” dedi.

Türkiye’de 50 bin, dünyada ise 2.5 milyondan fazla insanı etkileyen MS hastalığının neden ve nasıl oluştuğuna ait bilgilere her geçen gün yeni bilimsel verilerle ulaşılmaya çalışıldığını belirten Prof. Dr. Yüceyar, “MS hastalığının temel nedeni vücudun bağışıklık sisteminin kendi hücrelerine hedef şaşırarak saldırması ve sinir kılıfı, sinir hücrelerinde işlevlerinin yapmasının engellenmesidir. MS, kalıtsal bir hastalık değildir, diğer bağışıklık sistemi hastalıklarında olduğu gibi bir genetik yatkınlıktan söz edilebilir” dedi.

“MS hastalığında çevresel faktörler de etkili”

MS hastalığında çevresel faktörlerin etkisine değinen Prof. Dr. Yüceyar, “Yapılan çalışmalar sonucunda genetik yatkınlık dışında sigara içme, bazı virüslere maruz kalma, güneş ışığına az maruziyet, D vitamini eksikliği ve ergenlik döneminde obez veya aşırı kilolu olma gibi çevresel faktörler MS gelişim riski ile ilişkilendirilmiştir” dedi. MS hastalığında erken tanının önemli olduğunu belirten ve tanıda uygulanan testler hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yüceyar, “MS hastalığının ilk atakta erken tanısı ve erken tedavisi hastalığın kontrol altına alınması ve ileride gelişebilecek özürlülüğün engellenmesi nedeniyle çok önemlidir. MS birçok hastalığı taklit edebilir ve bu nedenle ayırıcı tanı birçok incelemeyi  gerektirebilir. Tanıda ve ayırıcı tanıda MRG (manyetik rezonans görüntüleme) ve beyin omurilik sıvısının (BOS) incelenmesi vazgeçilmez yararlı yöntemlerdir” diye konuştu.

MS konusunda dünya ve ülkemizdeki gelişmelerden bahseden Prof. Dr. Yüceyar, “Dünya’da ve ülkemizde MS’in erken tanısı ve etkin tedavisine yönelik bilimsel gelişmeler büyük bir hızla devam ediyor. 1990’lı yıllar öncesinde MS’de onaylı tek bir ilaç bulunmaz iken bugün hastalık aktivitesine etkili, sayısı 15’i bulan enjeksiyon tedavileri, ağızdan haplar ve serum şeklinde ilaçlar bulunmaktadır. Ancak hastalığın aktivitesini durduracak tedaviler yanı sıra kalıcı özürlüğü gelişmiş hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için semptomatik tedaviler ve yaşamlarının bir parçası olacak fiziksel egzersiz ve rehabilitasyonun çok önemli yaklaşımlar olduğunu söylemek gerekir” dedi.

“MS hastalığında sosyal, ailesel ve toplumsal destek çok önemlidir”

MS hastalığının bulaşıcı ve öldürücü bir hastalık olmadığını belirten ve MS hastalarının dikkat etmesi gereken noktalar hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Yüceyar, “MS hastası, hastalığına umut dolu pencereden bakmalıdır. Bugün, MS çaresizlik ve ümitsizliğe yol açan, tedavisi olmayan bir hastalık olmaktan çıkmıştır. MS hastalığında sosyal, ailesel ve toplumsal destek çok önemlidir. MS hastası, yaşamın içinde yer almalı, iş hayatına devam etmeli, hobilerini geliştirmeli, sosyal yaşamdan geri çekilmemelidir. Tanı alır almaz sağlıklı yaşam prensiplerini benimsemesi, MS’in bireye getireceği en önemli olumlu gelişme olacaktır. MS’li birey ve nöroloji uzmanı arasında sıkı bir iş birliği gerektiren bu hastalıkta erken tedavi kadar tedavide kalmak, ilacı bırakmamak, ilaca uyum göstermek, MS konusunda uzman hekimin düzenli kontrollerini aksatmamak önemlidir. Uzun soluklu bir tedavinin başarısında hasta, MS hekimi ve MS hemşire üçgeninin iletişimi çok değerlidir”  dedi.

İlk yorum yapan olun

Bir Yorum Yazın